a) Halk dili
Şive ve lehçe özelliği gösteren öz Türkçe kelimeler karşılığını gösteren köy sözlö aşağıdakı gibidir :
-A-
• Andavalli: Muhakeme gücünden yoksun,saf
• Alaf: Hayvan yiyeceği genel.
• Andır:Miras kalmak,sahipsiz kalmak
• Ağarti:Sütten yapılan yiyeceklerin genel adı
• Ahbun:Hayvan gübresi
• Ağbaş:Başı beyaz olan
• Avurt:Ağız
• Aba : Anne
• Amerika : Bez
• Aburli:Düzgün,kurallı
• Alaseyfiya:Gelişigüzel,baştan sağma
• Alavi:Alev
• Andal:Ahbap,akran
-B-
• Beç :Saf,akılsız
• Boçoçiya :Örümcek
• Buğari :Baca
• Bayağ:Demin
• Bızık:Övez
• Bulus : Gömlek
• Baga:Hayvanların yemlerini yemesi için konulan yer
• Beres:Huysuz,geçimsiz
-C-
• Carhala:Şeker pancarı
• Cığla:Karasaban
• Cudamli:Hastalıkli,cüzzamlı
• Cığız: Oyun bozan
• Cevremek:Israr etmek
-Ç-
• Çincar:Isırgan otu
• Çatan:Büyük sepet
• Çeçela:Alaca
• Çadi:Mısır unundan yapılmış ekmek
• Çırmağ:Yırtmak
• Çınçığlamağ: Karalamak
• Çiya:Solucan
• Çuçul:Civciv
• Çançur:Bir tür erik
• Çegil:taş yığını
• Çiço:Çocuk pipisi
• Çengel : çatal
• Çaluğ:Felç
• Çaçığ:Ezik
• Çoç:Bataklık
• Çoruşmak:Buruşmak
• Çenkürmağ: Havlamak
• Çençlemek:
• Çaynik:Çaydanlık
• Çiçi:Et
-D-
• Daraba:Tahta duvar
• Didmek:Yolmak
• Dada:ağa,bey,efendi,kardes
• Doro:Sürahi
• Diksinmek:Korkmak
• Dolca : Marsapa
• Dolamaç:Viraj
• Dolukmak:Ağlayacak hale gelmek
• De hayde daha: Çabuk ol
• Derekap:Derhal
• Desinnardan ötüri:Gösteriş için
-E-
• Esgil:Kuşburnu
• Elem : Halk
• Emedanidan.:Ansızın,birdenbire
• Egiş:Kazıyacak
-F-
• Ferik:Piliç
• Fizzh:Çığlık
• Furuç : Ahlat kurusu
• Fenilmek:Koşuşmak
• Farşolacağ:Bir beddua
• Fırtığ:Sümük
-G-
• Genakop:Sülale
• Gor:Mezar
• Güzgi : Ayna
• Gedek : Manda yavrusu
• Girinti:Çekingen olmayan,atak kişi
• Goroğ:Toprağın topaklaşması
• Gomrez:Yuvarlak
-Ğ-
• Ğıriço:Yarı açık
• Ğorçlamağ:Zayi etmek
-H-
• Hağıni neynarım:Hakkı var
• Hulik:Kertenkele
• Hotağ:Tarla sürenin yardımcısı
• Hılatlanmağ:Karma karışık olmak
• Hıraklanmağ:Yanmak
• Hıram:Uçurum
• Harmutlamağ:Karıştırmak,ılıştırmak
• Heço:Ense
• Hakoz:Sürülen tarlada oluşan çukurluk
• Hengem:Kavga
• Herzal:Tahtadan yapılmış iki kişinin birlikte tutup kullanabileceği taşıma aracı
• Hapa hapdan:Ansızın
• Haşdo:Ha işte o
• Hırli:Doğru kimse
• Hacillanmağ: İncinmek,alınmak
• Halta:Tasma
• Hamayka:Hemen hemen,az daha
-İ-
• İstol:Sandalye
• İbdin etmağ:Alışkanlık haline getirmek
• İşkillenmek:Şüphelenmek
• İsgam:iskemle
• istikan :bardak
-J-
• Juriyal etmağ:Karıncalanmak
-K-
• Karpoti:Patates
• Kujija:Çam kozası
• Kop:Vücudun herhangi bir yerindeki küçük şişkinlik
• Künt:Parça
• Közmek:Ahırda gübreyi dışarı atmak için bırakılan delik
• Koşat:Ağaç kolon
• Kamillanmağ:Acıdan kıvranmak
• Kuşğana:Tencere
• Koğa:Arı kovanı
• Kavça:Çengel
• Korut:Teke
• Kurka:Çekirdek
• Kadamağ:Sıkıştırmak
• Kuçlanmağ:Bedensel zorlanmak.
• Külek:Ağaçtan yapılmış yağ peynir vs. saklama kabı
• Kelegöş:bayat ekmeğe ayran ve yağ eklenerek yapılan bir yemek
• Kolilanmağ:Yuvarlanmak
• Kuruğ:Gurk tavuk
• Kotet:Bir şeyin yıpranmış hali
• Kuğe:Henüz olgunlaşmamış meyve
• Kompis:meyve ağaçlarından çoka reçine
• Kotik:MAnda yavrusu
• Kikil:Külde pişmiş çörek
• Kav:Omuzluk
• Kakoni:Kozalak
• Katahlamak:Kovalamak
• Kanfet:Bir tür şeker
• Kalah:Tezek yığını
• Karakura:Karabasan
• Kıdık:keçi koyun yavrusu
• Kıdan:oğlak
• Kürtük:kar birikintisi
• Kürün:Yalak
• Kunçul:Köşe
• Kıns:Kenar
• Kıriyal:Topaç
• Kullep:Büyük meteşe
• Kolop:Ağaçtan yapılmış küçük saklama kabı
• Kakal:Gözün saydam tabakası
• Koper:Alın
• Koçor:Kakül
• Kulun atmağ:Çok canı cekmek
• Kaçalamağ:Kovalamak
• Koduğ:Çocuk
• Koter:Elindekini sallamak fırlatmak
• Kejera:Olmamış meyve
• Kanç:Pençe
• Karişhal:Çok ince yağan dolu,fırtına
• Kırant:Musluk
• Kort:Çimen
• Keş: Sert
• Kırkiton: Soluk borusu
• Kiknap:Alıç
• Keroba:İlkbahar
• Kersan:Derin hamur leğeni
• Kırtıl:Kısa ve sert ot
• Koplanmağ:Şişmek
• Kaftan : Entari
• Kınıska : cüzdan
• Kudiyan:Şeytan
-L-
• Lokoriya:Salyangoz
• Loda:Ot yığını
• Lobiya:Fasulye
• Lek:Meşe
• Lazut : Mısır
• Lelevün:Dağınık
-M-
• Mukariz kalacağ:Yıkılıp mahvolmak
• Muçlamağ:Buruşturmak
• Motot:Sümük
• Muk:Burun
• Mukukul olmağ:BAcaklarını karnına çekerek toparlanmak
• Meçeç:Siğil
• Matli:Sebze meyve kurdu
• MaluğAğaçtan yapılmış pim
• Macagan:Macaksız,cüce
• Muçuğlamağ:Sıktırarak sevmek
• Murdol:Defol,kaybol
• Mimilo:İbik
• Müzevir:İspiyon
• Mezerret:Bela
• Möhkem:Sağlam
• Mafiş:Yağda pişirilen dörtgen şeklinde kızartma
• Mekval:Böğürtlen
• Maran:Kağnı tekeri
• Mazi:Kağnı tekerleri arasındaki ağaç
• Morbet:Yardımcı
-N-
• Netay Canıza:ne mutlu size
• Naliya çatanı:Kağnıyla tezek vs. taşımak için çubuktan yapılmış büyük sepet
• Nikor:Alnında nokta şeklinde farklı renkte beneği olan hayvan
• Nalev:Yıpranmış,eskimiş
• Nikart: Gaga
• Neft:Gazyağı
-O-
• Oğcur:Lastik
• Ola:Ulan
-Ö-
• Ötegün:Dünden önceki gün
-P-
• Panta:Ahlat
• Pikal:İnce ve yüzeyi düz taş
• Puş:Karın
• Pitpita:Kelebek
• Pöhrenk:Suyun aktığı oluk,boru
• Pitik:Köpek yavrusu,enik
• Peg:Yıkık,harabe
• Putur:Çürük odun
• Pağaça:Çömlekte pişirilen bir tür ekmek
• Puc olacağ:Bir beddua. Donup kalacak manasında
• Peheh:İşe yaramaz hale gelmek,yaşlanmak
• Peleş:Şaşı
• Pörçük:
• Palaz:Bez
• Pertavli:Huysuz
• Purslanmağ:Birbirine girmek ,karma karışık olmak
• Piçka:Kibrit
• Pilaç:Yazlık naylon ayakkabı
• Sansalak:Ağaç köprü
• Pürçek:Bir tutam saç
• Pesgir ; Havlu
• Poltik : Makara
-R-
• Rebiteli:Doğru düzgün
• Ramka: Arı kovanı
-S-
• Soko:mantar
• Sanashal:Ahırda hayvani gübrenin topnadığı yer
• Sarsak:ne yaptığını bilmeyen
• Sehlük:Akılsız
• Soyha:Sahipsiz
• Sef:Hatalı
• Sulukun:Hıçkırık
• Salahana:başı boş
• Söki:Sedir
• Sirip:Göz çapağı
• Sintal:Kdi yavrusu
• Siga:Kızak,kayak için
• Sızığlı:Çizgili
• Sakulek:Olmamış meyve
• Sıbırmak:Saldırmak
• Sılık:Düdük
• Sınskal:Ateş kıvılcımı
• Segirtmek:Aniden fırlamak,koşmak
• Sundo:Delik dar giriş
-Ş-
• Şuşlamağ:Isıtmak
• Şorağ:Çorak
• Şoğurt:Tükürük
• Şoşartmak:Abartmak
• Şilıpına:ağzına kadar
• Şuşut:Honi
• Şimor:Küf,göğermiş
• Şitanmah:Dadanmak,alışmak
-T-
• Termaş:
• Tevür: Çeşit
• Tuman:Don
• Terek:Raf
• Tusmak:Sinmek,gizlenmek
• Tuluğ:Driden yapılmış peynir vb. saklama gereci,tulum
• Tepir:Büyük tahta sini
• Tütüle:Zurna
• Tığa:kötü çocuk
• Tıha:Çanak çömlek yapılan çamur
• Tobdi:Çatal iğne
• Tavkeş:Eş olmayan
• Tump:Tarla sınırı
• Tezgere:Hayvan gübresi taşımak için tahtadan yapılmış iki kollu araç
• Türüslamağ:Ateşte ütmek
• Tıngıl pısi dönmağ:Takla attmak
• Tantura:Ağaçtan yapılmış uç tarafı yayvan sopa.
• Tomari:Bütün
• Tıras:İshal olmuş halde dışkılama.
-U-
• Uştuka tökmek:Dümen çevirme
-V-
• Vedre:Kova
• Vira: Sürekli,devamlı
-Y-
• Yarida kalacağ:
• Yasluğ:Sahur
• Yüngül:Hafif
• Yegin:Hamarat
• Yorğa:Atın rahat yürüyüşü
• Yüzikuyli:Yüzükoyun
• Yaşik:Sandık
• Yırğalamağ:sallamak
• Yabbegi:Bayır,Dik yamaç
• Yanslamak:Taklit etmek
• Yerbeyir:Olduğu yerde
• Yırğalamağ:Sallamak,silkelemek
-Z-
• Zırza:Kilit
• Zarfli:Şiddetli
• Zuk:Kambur
• Zeda:Yukarı
• Zağar:Küçük köpek
• Zığel:Diş eti
• Zindigenli:Geçimli
• Zağ:kenar
• Zunkul:Atın rahatsız edici yürüyüşü
b) Adlar ve lakaplar
Peynir bozan, Mosik, Şas ,Bako, Toto, Çenco, Toyto, Çintli, Şitil, Balli, Ecereli, Kunak, Kopo, Lal, Dakkuri, Kayda,Çiko, Tinbilik, Çil, Cinkor, Mirik, Kidik.
c) Deyimler
Kambersiz düğün olmaz Teklifsiz heryere gidenlere denir.
Zordan sonra mağara, hoşgeldin bayram ağa Hic söz hakkı olmadan yersiz konuşma halinde.
d) Ata sözleri
Kırk ölç bir biçyapilac Işi iyi düşünülüp yapılması.
Mal canın yongasıdır En sıkışık zamanlarda mal insanlarca olan değeri.
Gülme eşine gelir başına Birine zarar olunca gülen insanın daha sonra aynı zarara uğraması.
e) Dua ve beddualar
Dualar :
Allah razı olsun,Yeddi cedden rahmet, Allah selametlik versin,...
Beddualar :
Mukariz olasın, ocağın sönsün, Veran olasın, Taştaşa kayniyasın, Muradın gözünde kalsın,
Karaltın çıksın, Sütüm haram olsun, Kakalların aksın.
f) Tekerlemeler
Bacadan baktım pitna göz
Biri sahan biri boz
Bindim bozun boynuna
Indim halep yoluna
Halep yolu cin bozar
Içinde ayi gezer
Ayi beni korkuttu
Sineklerimi sarputtu
Yarıl yırtıl su iç kurtul.
Bir iki tampul tiki
Camiye gittim caminin kapısı kitli
Ömer ağanın başi bitli.
h) Bilmeceler
Ağaç üstünde kitli sandık ceviz
Kör öküz komdan bakar ateşi dünyayı yakar tüfek
Yer altından gelin gider saban
Arnı tiyoz burnu tiyoz yeminlidir yaya gezmez demlik
Anasi kaba babasi uzun oğlu gezer kızı guzel soba
Altından oynar üstünden kaynar bişi
i) Masallar
Bir gelin kayın pederi ve validesi işe giderken öğle yemeği için tavuk pişirmesini söylerler. Gelin pişirip soğumaya bırakir. Köpek tavuğu kapıp kaçar. Işten gelen kayın valide ve kayın baba yemek gözler « getir yemeği yiyelim derler ». Gelin : « Anne hav hav geldi kah kahı kaçırdı ». Kayın valide « Neden elinden almadın » der. Gelin « Gelinlik ediyordum sesimi çıkarmadım ».
Bir gün kayın valide üzüm alıp geline saklaması için verir. Gelin girip çıktıkça üç bes tane yiyip bitirir. Misafir gelince kayın valide gelinden sakladıkları üzümü ister. Gelin eve birkaç kez girer çıkar, en son derki « üzüm tatli, yüzüm kara ».
j) Meteorolojik Halk Bilgileri
Ilkbaharda en son karların yağdıgı günün sabahı damların saçağında uzayan buzların uzunluğuna göre kar daha da yağacağina işaret olması.
Misal :
- Buzun uzunluğu 25 cm ise muhakkak 25 cm derinliğinde kar yağacaktır.
- Ulgar dağının üzerinde duman birikmesi o gün yağmur yağacağına işarettir.
- Yurtbekler suyunun dere boyunda dumanın görülmesi o gün yağmur yağacağını kanıtlar.
– - Gündüz güneş ışınlarının yakıcı sıcağı yağmur yağacağına işarettir.
– - Bulutlar gidiyor Muşa taraf sende git işe taraf.
– - Bulutlar giderse batum sende git yatuna.
– - Sabahleyin solucanın uzanıp yürümesi yağmur yağacağına işarettir.
k) Ninniler
Ninni desem dağlar uyur,
Dağlarda laleler büyür,
Benim yavrum şimdi uyur,
Ninni yavrum ninni.
Elma atım yuvarlandı,
Gitti beşiğe dayandı,
Beşikten bebe uyandı,
Ninni yavrum ninni.
l) Halk hikayeleri
Bir varmiş bir yokmuş, eski zamanlarda Posofun düşman işgali yıllarında askerlik 3 – 4 yıl imiş. Adamın biri asker oluyor, ailesi çok güzelmiş. Askere giderken annesine : « Anne, ailem evvel Allaha sonra da size emanet ediyorum » diyor. Askerlil yıllarında rus neçeligi nerede bir güzel kadın görse onu kendisine kaçırırmıs. Bu hareketini önleyen olmazmış, bir gün asker olan adamın ailesini de görüyor ve kaçırıyorlar. Adam vatani hizmetini bitirip eve gelince ailesini arıyor. Annesi öldüğünü söylüyor fakat adam bir türlü inanmıyor. Annesine ısrarla yine soruyor, bu defa doğrusunu söyle, ve söylüyor. Neçelik tarafından kaçırıldığını belirtince adam ne tarafa gittiğini sorar annesi Ahıska tarafına gittiğini haber verir. Bu cevaba göre adam atını hazırlar yola çıkar « ya bulurum yarimi ya veririm serimi » deyip annesiyle helallasır. Yola devam ederken gelip çambeli köyünde Molla Aslan gilde misafir olur. Molla Aslan nereye gittiğini sorar. Genç adam başından geçenleri anlatır. Molla Aslan gitmesine engel olmak ister fakat kararından dönmez adam, atına biner ve Rusya'ya geçer, Ahıska yakınlarında domuz otaran bir çobanın Müslüman olduğunu anlar. Basından geçenleri çobanada anlatır. Ve neçeligi sorar. Coban : « gördüğün bu domuz sürüsü senin aradığın neceligindir. Senin ailen de benim akşam sabah yemeğimi veriyor, Benim elbiselerimi sen giy seninkilerinide ben giyeyim, senin atına ben binip Türkiye'ye gideyim sende domuz sürüsünün arkasından girersin agildan, baska hiç bir tarafa gitmezler. Kapıyı kapat, solda bir oda var, oraya geç otur. Ailen yemeğini getirince anlaş. » der. Adam aynı tarifi yapar. Ailesi gelince, ailesine ben senin eski kocanım, gel birlikte kaçalım Türkiye'ye diyince kadın durumu neçeliye haber verir. Neçelik adamı alıp yattığı odanın darabasına avuçlarının içerisinden çarmıha çekip çivilerle çakar. Gözler önünde ailesi ile eğlenceli vakit geçirir ve akebinde yorgun düşüp uyurlar. O anda usulca kapı açılır, bir kız girer: « şayet beni alır ve birlikte de Türkiye'ye kaçırırsan seni kurtarırım yoksa kurtarmam. » Teklifi adamcağız kabul eder. Kız admanı çarmıhtan kurtarır. Yaralarını sarar. Asılı duran babasının kılıçını alıp kadını kesmesini söyler. Adam elleri yarabere içinde tekmeyi üzerine vurup her ikisininde canını alayım der. Düşüncelerini tatbik eder ve öldürürler. Adama babasının elbiselerini giydirir. Hizmetlilere iki at hazırlanmasını söyler, babası ile gezmeye gideceğini söyleyerek emreder. Adam ve kız ne esyaları varsa hazırlayıp beklerler. Atlar hazır olup gelir. Atlarına binerek yola çıkarlar. Yolda Türkiye'ye geçene kadar, sen hiç konuşayacaksın, gelenlerin cevabını ben veririm. Türkiye'de davranışlar sizindir. Yollarına devam ederler. Hudutu geçtiklerinde, Çambe köyüne, Molla Aslan 'a varıp misafir olurlar. Molla Aslan kadına kelime-i şehadet getirip müslüman olduğu kanısına varır sonra nikahlarını kıyar ve mesut olmalarını diler. Bir zaman mesut olup yaşarlarken, bu yaşantıları uzun sürmeden kadın vefat eder. O günlerden günümüze dek mezarında geceleri mumların yanmasını görürler. Dilden dile günümüze dek konuşulmaktadır. Bu yaşantı : adamın ellerindeki deliklerin nedeni sorulduğunda başından geçenleri bizzat kendi ağzından dilden dile günümüze kadar gelmiştir.
m) Halk Şiir ve Türküler
Halk şiiri bakımından çevrede tanınmış şahsiyetler yoktur.
Mani :
Mani demeye geldim,
Kaymak yemeye geldim,
Kaymak, degil meramın,
Yari gömeye geldim.
Mendilim dalda kaldı,
Gözlerim yolda kaldı,
Yıkılasın yaylalar,
Sevdiğim orda kaldı.
Türküler :
Yaz gelende çıkan yayla başına,
Kurban olam toprağına taşına,
Ağam nerden paşam nerden aşar yolu yaylanın.
Yaylanın kuzusu kuştan seçilmez,
Soğuktur suları buzdur içilmez,
Anadan geçilir yardan geçilmez,
Ağam nerden paşam nerden aşar yolu yaylanın.
3- HALK TIBBI (Hekimliği)
a) Halkımız insan ve hayvan hastalıklarının adlandırılmasından tıbbın kullanmış olduğu
adlardan diğerlerini şöyle sıralıyabiliriz :
– MATAVUR : Küçük çocuklarda görülür. Zayıflık, vücudun çeşitli yerlerinde morarma, hasta olunca nefesin güçlükle alınıp verilmesi. Metavurun tedavisi yılana benzer (Ankara) sürüngenin yakalanak için temizlenip kurutulup anna sütünden eritilerek çocuğa içirilir. Ayriyeten Nuska veya hamayille de iyileşeceğine inanılır.
– ILLET : Genellikle burun kısmının ortasının çökmesi veya düşmesi şeklinde görülür. Doktora gitmeden tedavisi mümkün değildir.
– AYLIK : Genellikle çocuklarda görülür. Vücutta büyük küçük kırmızı pulların görülmesi. Çeşitli yerlerde küçük yaraların açılması ve ateş az uyuma şeklinde görülür. Çocuk boncuğu denilen tabii ve renkli taşların çocuklara asılmasıyla ve hocalardan alınan, hamayıl ve muskayla geçer. Tehlikeli değildir.
– AL BASMAK (lohusa kadınlar için) : Halkın ruhen yaratmış olduğu bir varlığın lohusa kadının yalnız kalması halinde bu varlığın gelip kadının vücudundan ciğerleri veya kalbinin alınması şeklinde yorumlanır. Gerçek olup olmadığı hikayelerde anlatılır. Bu hastalığı göreni gören yoktur. Yumurtaya okuyarak ve kırk telle sararak yumurta lohusa kadının yattığı yere asılır. Bu bir tedbirdir. Al basmamak için lohusanın yanında bir erkek veya erkek çocuk olmasıda bir tedbir olarak bilinir.
– KAN TUTMAK : Fazla bedenen çalışma hallerinde genellikle yaşlılarda görülür. Böbrek ve karın kısmında ağrılar, nefes alıp vermede güçlü çekilir. Kan şekeri veya şerbet içmekle geçer.
Hayvan hastalıkları :
– ŞARBON : Teşhisi tıbbın koyduğu gibidir. Bu hastalık veteriner tarafından giderilir.
– YANIKARA : Hayvanların bud kısmında şişkinlik, yem yememe şeklinde gibidir. Şişkin olan yer temizlenip bir bıçakla yarılır, içi temizlenir, içine tuz doldurulur. Tekrar dikilir. Domuz burnuda buna benzer bir şekilde tedavi edilir.
– TABAĞ : Hayvanlarin agiz ve yanaklarinda gorulur .hayvanlarin ayak tirnaklari bozulur.yem yiyemez ve gezemezler.
– DOMUZ BURNU:hayvanin herhangi bir yerinde kaz yumurtasi buyuklugunde siskinlikler gorulur.
b) Halk ilaçları.
Yanıkların iyileşmesi için zeytin yağı ve durutulmuş kireçten belli miktarlarda katılarak ilaç yapılır. Ayriyeten bitkilerin sularından değişik ilaçlar yapılır.
4- HALK GELENEK VE GORENEKLERI
a) Doğum.
Doğum halinde kadınlar yemek yaparak çocuğada bir hediye veya para götürülerek göz aydını verilir.
b) Sünnet.
Öteden beri adet olmuş bir usul ile sünnet olacak çocuğa kirve bulunur. Kirve çocuğu tutar sünnet ettirir. Mevlut okutulur yemek yenir. Çocuğun yakınları anne babası para takarlar. Daha sonra kirve ev halkına çeşitli hediyeler götürüp ziyaret eder, aynı şekilde de ev halkıda kirveyi ziyaret eder ve bu böyle devam eder.
c) Düğün.
Önce oğlan tarafından kız tarafına elçi götürülür. Üçüncü defasında evet veya hayır cevabı verilir. Eğer işler olursa yemek yedirilir. Buna ihlal (ikrar) yemeği denir. Başlık elbise ve altın durumu konuşulur. Nişana gidilir. Nişan günü karşılıklı nişanlar verilir alınır. Düğünün günü tespit edilir. Düğün günü halk atlarla gider davul zurna ile gelini oğlan evine yenge ve bir kaç kişi ile getirirler. Düğünün diğer unsunları yerine getirildikten sonra geline dost akrabaları ve kaynatası ve diğerleri bahşiş verirler. Gelinde onlara çeşitli hediyeler verir. Daha sonra akrabalar geline evi gezdirerek tanıtır. Gelinler büyüklerine belli süre geçmeden konuşmazlar. Buna gelinlik denir.
5- HALK INANÇLARI
a) Batıl inançlar.
– Gece aynaya bakmak iyi değildir,
– Birisi yolculuğa çıkarken önünden bir kadın geçerse işi rast gitmez,
– Yılbaşı günü eve ilk gelenin uğuruna göre o sene eve bereket gelir,
– Salı günü işe başlamak iyi değildir,uzun süre iş sallantıda kalır,
– Kulak çınlayınca kötü bir şey duyulacağına inanılır,
– Sağ elin içi kaşınırsa para alınacak, sol elin içi kaşınırsa para verilecektir,
– Çorbanın içine büyük ekmek parçası düşerse eve misafir geleceğine işarettir,
– Karganın bağırması kötü bir haber duyulacağına işarettir,
– Doğum hastalarının yanına hemen gitmek doğru değildir onun ve çocuğun üzerinden bişey alınmaz.
b) Sihir, büyü, fal, rüya.
Böyle şeylere inananlar oldukça fazladır. Bunlardan en çok rüyaya itibar gösterilir. Rüyanın yorumuna göre rüya geçerli olabilir. Rüyayı gören kişi sabahtan başkasına söyler. Gece rüya söylemenin iyi olmadına inanılır.
c) Din.
Halkın hepsi dinine iyi bağlı olduğu için her işin yapılmasında dini inançlara bağlı kalınması tercih edilir. Halkın dini inançları gereği hocalara okutmak ve nuska yaptırmak vardır. Yaz aylarında havalar kurak olduğu zaman halk kendi aralarında toplanıp kurban alırlar, mezarlıklar veya ziyaret edilen yerlerde yağmur duası yapılır. Aynı yerlerde kurban kesilir daha sonra pişirilerek dağıtılır.
d) Evren inancı.
Önceleri dünyanın düz olduğu ve kızıl öküzün boynuzunda olduğu inancı yaygın olmasına rağmen şimdi yuvarlak olduğuna inananlar dahada çoktur.
6- HALK MÜZIĞI
Müzik denilince davul-zurna'dır. Giyim normal kiyafetler'dir.Oyunların isimleri :
– ağır bar,
– kasap,
– temür ağa,
– hop narlı
– hoş bilezik,
– çayır dello,
– düz dello,
– sarı çiçek,
– karabağ,
– mehriban,
– binbaşı.
7- HALK GIYIM KUŞAMI
Genç kızlar entari giyerler. Üstünede kazak giyerler. Yaşlı kadınlar biraz daha uzun olmak kaydıyla tavşal veya atkı örterler. Gelin olduktan sonra atkı adeta şarttır. Önceleri katka denilen ve başa takılan bir başlık vardı.Özel günlerde daha belirğin güzel kıyafetler giyilir.kadınlar gümüş kemer veya macar (atatürk altını), bilezik takılır. Giyimde fazla süse kaçılmaz. Bazen kına koyulur.
8- HALK MUTFAĞI
a) Beslenme şekilleri.
Beslenme genellikle un, yağ, fasulye, mercimek, bulgur, hayvansal gıdalar alınır. Sebze çok pahalı olduğu için fazla alınmaz. Yerli meyve ve sebzeler yenir. Meyvelerden elma, armut, vişne, kiraz, erik yetiştirilir.
b) Mahalli yemekler.
Hinkal : yufka ufak ufak kesilir, içine et veya yumurta konur, özel şekilde katlanır, suda pişirilerek çıkarılır yağ sepilerek yenir.
Bişi : hamur ekmek biçiminde açılarak yağda pişirilir. Tatlılarla birlikte yenir .
Kete : yufkaların araya yağ serpilerek yuvarlak veya koşeli biçimdeki şekillerde pişirilerek yapılır.
Helle aşı : un özel olarak yağda kavrulur. Suya verilerek çoban haline getirilir. Içine yağ ve peynir katılır.
9- HALK MIMARISI
a) Eski yapıllar.
Genelikle taş ağaç, kire ve beyaz toprakların kulanıldığı yapılardır. Son yıllarda bu yapılar yıkılarak yerine yeni binalar yapılmaktadır. Bu bir bakıma eski türk mimarisinin yok olmasıdır. Bu günkü binbaşı eminbey köyünü 150 hane oluşturuyorki bunların yarısı yeni tip evlerden yapılmıştır. Geri kalan evler ise 10 yıla kalmaz tamamen olmasada nispeten yıkılacaktır.
Yapıların duvar kısımları taşlardan üst kısımları ise ağaç ve tabanlarda ağaç mazemeden yapılır . Sıva olarak beyaz toprak kullanılmaktadır. Bu toprak koyun doğusunda dere diye tanınan ve
şimdiki selektör binasının bulunduğu yerden temin edilir. Bu toprağa biraz saman ve bir miktarda su eklenerek hasıl hale getirilerek evin duvar kısımlarına sıvanır.
Evlerin pencereleri üst taraftadır. Pencereler iki, üç, ve dört göz denilen bölümlerden meydana
gelir. Bu gözler ortalama 20 x 25 cm ebatındadır. Pencereden yağmur düşmesin diye patka denilen koruyucu kullanılır. Buna telluk, şapka da denildiği olur.
Evlerde ahır ve kom (koyunun kapatıldığı yer) tahta darabalar ile evden ayrılmıştır. Buna da ayrıca bağdadi denir.
Binbaşı eminbey de en eski yapı olarak eski ilkokul binasının birinci katı ile şimdiki köy ilkokulu binasıdır. Eski ilk okul binasının iki katlı olduğu köyün bütün ihtiyar ve gençleri tarafından bilinmektedir. Bu binanın Molla Mikadim adına 1326-1328 (1909-1911) yılları arasında yapıldığı söylenmektedir. Bu gün bu bina orta okul olarak kulanılır köyün ortak malıdır.
Diğer bina ise 1945 yılında yapılmıştır. 7 dersane, bir müdür ve öğretmen odası ile dört salondan meydana gelen bina ayaktadır.
b) Ahır.
Hayvanların barınacağı ahır, kom ve anbar (kiler) garapan merek gibi yerler genellikle üst tarafı toprakla örtülü, mazemenin çoğunluğu ağaç ve taş olur.
Badval : bunun diğer adlarıda mahsen, bodrum, sütlük'tür. Burası evin veya anbarın altında olur. Ortalama 5 x 6 m boyunda 2 m yüksekliğindedir. Mahsen anbarın tahıl ve un deposunun altında olursa daha iyi olur. Yağ, peynir, süt, kaymak ve benzerleri ile meyveler burada saklanır. Çünkü burası devamlı aynı sıcaklığını koruyup serinliğini muhavaza etmektedir.
Fırın : evlerin arka duvarlarına gömülü şekilde yapılır, daire biçiminde kilden yapılan altlığı vardır. Altlıkla üstlük arası 75 x 90 cm yüksekliğinde fırının çapı ise 1 - 1, 40 m araısındadır. Bu fırınlar üç bölümden oluşur. Altlık, ekmek pişirilen bölüm ve gozluk diye adlandırılır.
10- HALK EL SANATLARI
a) El sanatları.
Cilvanda en fazla hasır ve az miktarda da cecim dokumacılığı vardır. Hasır köyün isminede adını vermiş olan cil otundan yapılır. Cecim ise köyün yününün iğ denilen el aracından geçirilerek dokunur. Nakiş örgü gibi el sanatları herkesin kendi ihtiyacını karşılayacıgı kadar yapılmaktadır.
b) Zanaatlar.
Demircilik, marangozluk, tenekecilik halen mevcuttur. Eskiden beri aynı işle uğraşan hatta soy adları bile demirci olan Rafetoğlu Laçin diye tanınan Fahrettin Demirci, Muhittin Eriç, Muhlis Ercim, Ali Ayaz.
Demircilikle uğraşan kişilerdir.
Yanlız ailenin az bir geliri zanaatlıkla karşılanır. Gelirin çoğunluğu tarım yoluyla karşılanır. Marangoz işi ile kendine gelir sağlıyan Yelbas ailesine bağlı Mihrali oğlu Ümmet Gürler'dir. Atölyesi modern makine ve araçlardan meydana gelmektedir. Yine Ilyas oğlu Fahrettin Erdoğan marangozlukla uğraşmaktadır.
11- HALK TAKVIMI
a) Mevsim ve ay isimleri.
Binbaşı Eminbey'de Posof'un diğer köylerinde olduğu gibi mevsimlere şu isimler verilir:
– bahar(ilkbahar),
– yaz,
– güz(sonbahar),
– kis.
–
Sadece ilkbaharın ilk kısmı yok, birde sonbahara güz deniliyor. Güzlük denilen ve sonbaharda ekilen buğday'da ismini bu mevsimden almıştır.
Ayların isimleri ise hemen hemen degişmiştir. Yanlız Mart ve Mayıs ayının ismi aynıdır. Nisan ayına ise birkaç isim verilmektedir. Sayarken ise Mart ayından başlanmaktadır :
– Mart,
– April,Keroba,Çilga (nisan),
– Mayıs,
– Kiraz (haziran),
– Orak (temmuz),
– Harman (ağustos),
– Şarap (eylül),
– Koç (ekim),
– Bögrüm (kasım),
– Karakış (aralık),
– Zemheri (ocak),
– Gücük (şubat).
Haftanın günlerinde fazla değisiklik yoktur. Yanlız perşembe gününe cuma akşamı denir. Birde sayılı haftalar vardır. KocakarI, berdelacüz, cemre, haftahamal bunlara ornektir.
b) Hidirellez.
186 gün süren hızır günleri 6 mayıstan başlar. Bu bakımdan 6 mayıs hidirellez olarak tanınır. Halk inancına göre Ilyas Peygamber ile Hızır Aliyisselam her yıl bugün buluşurlar. Hidirellez sözünün asılı Hızır-Ilyas'tır. Zamanla halk tarafından özel törenlerle kutlanmatadır.
c) Gün dönümü (nevruz).
Kış günlerinin bitmesiyle ilkbaharın başlamasını ayıran gündür. Her yıl 21 Mart'ta güneşin dünya'ya yaklaştığı ve daha sıcak günleri başladığı ve ayrıca nevruz denilen farsça yeni gün anlamına gelen günde aynen 21 Mart'tır. Bugünden sonra halk işleri yapmaya başlıyabilecekleri müjdeli gündür.
d) Cürüm.
Koyunların çoğalması için eylül ayında koyun sürüsüne koçların katılmasıdır. Bugün çoğunlukla perşembe gününe rastlatılır. Koçları sürüye gelin veya kızlar katarsa doğacak kuzuların dişi erkekler katarsa doğacak kuzuların erkek olacağına işarettir.
e) Cemreler.
Yanmış kömür parçası yada kor anlamına gelen arapça kelimedir. Kulanıldığı mana havanın toprağın ve suyun ısınmasına işarettir. Yedişer gün aralıklarla süren sıcaklık yükselmeleridir. Ilkdefa havada sonra suda ve daha sonrada toprakta sonbulur. Bugünlerde fırtınanın olduğu belli bir şeydir. Havaya 20 subat'ta, suya 27 subat'ta ve 5 mart'tada toprağa düşer.
11- HALK EĞLENCELERI.
a) Halk sporları.
Cilvanada belli başlı bir spor kulubü yoktur. Yanlız bayram, düğün, seyran gibi eğlenceli günlerde güreş ve mahali oyunlar yapılır. Güreş yapılırken ödül veya daha büyük bir şey yoktur ancak ufak bir hediye verilebilir. Gaye eylenmektir. Güreşte yıkılan ve yıkan kişiler birbirine kınle değil sevgiyle bakarlar. Fırsat buldukça yine güleşirler.
b) Halk eğlentileri.
Bayramlarda mahali oyun çalgıları getirilir ve açıklık bir alanda köylü toplanıp oyun oynar, güreş yapar. Düğünlerde de aynı hava eser. Fakat seyran denilen ve temmuz ayının 15'şine kadar olacak şekilde yaylaya kadın, erkek, yaşlı, gen yani yediden yetmişe çıkarlar. Gençler tarafından temin edilen davul zurna bir hafta veya onbeş gün boyunca yaylada kalır. Bu zaman sürecinde eğlenceler gece gündüz devam eder.
Ramazanda ve kış gecelrinde en çok fıkra, hikaye, masal ve bilmece olanların evlerine toplanılır.
Sohbetler edilerek geceler geçirilir.
Erfene(elfene) ise başlı başına eğlence günüdür. Bu günü erkeklerde kadınlarda düzenliye'bilirler. Bu gecelere davul zurna veya saz getirilip eğlenceler yapılır. Eğlenceler 1-3 gün sürer.
c) Çocuk oyunları.
Çocukların oyunları oldukça zengindir. Bunlardan başlıcaları :
– körebe(gizlanpaç),
– uzuneşşek,
– birdir bir,
– köy göçtü,
– taşa basma,
– mile(celik cubuk),
– koz kirma,
– kimidi.
–
bütün oyunlarda birden fazla çocuk katılabilir. Oyun sonralarında yenilenlere basit cezalar verilir.
12- HALK HUKUKU.
a) Anlaşmazlıkların çözümü.
Anlaşmazlıklar genelikle köy ihtiyarları bilir kişiler, köyde bulunan görevli kişiler tarafından çözümlenir. Şayet fazla büyük bir olay ise jandarma ya ve dolayısı ile mahkemeye başvurulur.
b) Suç ve suçlu.
Suçlular köy halkı tarafından nefterle söylenir. Bütün küylüler ondan şer geldiğini şu sözlerle ifade ederler 'baksana gözlerinden şer akıyor, kanlı, vizir, ondan şeytan bile yan gidiyor'. Suçlu ile köy halkı ilgisini keser böylece onun kendi kendine doğru yola gelmesini sağlar.
c) Kandavası ve zina kız kaçırma.
Binbaşı Eminbey'de şimdiye kadar kandavası görülmemiştir. Kız kaçırma ise pek az olmaktadır. Köy halkı tarafından pek hor görülmemektedir. Çünkü kaçırılan kıza önceden dünür gönderilmiş fakat kız babası ya vermemiştir yada başlık parasını fazla istemiştir. Böylece delikanlı haklı görülecek iş yapmış oluyo. Zina olayına gelince Cilvana'da böyle birşey görülmemiştir. Bundan sonrada olacağına köylüler tarafından inanılmaz. Bununda sebebi gençlerin erken yaşta evlenmeleridir.
d) Aile hukuku.
Ailede en çok sorumluluk baba'nındır. Anne ve çocuklar daha sonra sorumluluk alırlar. Bunun için aile içinde geçenler baba tarafından çözülür. Ailede yargılıyıcı babadır. Baba bulunmuyan evlerde anne bu görevi üstlenir. Kadın erkek eşitliği miras meselesinde yoktur. Miras babadan oğula kalır. Kız çocuklara erkeklere ayrılan hisse kadar hisse verilmez. Az miktarda para ile memnun edilmeye çalışılır. Yani kız evleninceye kadar baba evinde ne yemiş ise o kadarıyla ayrılıyor.
Incelemeyi yapan : Imdat GÜRLER
Yıl : 1998
Hane sayısı : 150
Koyun nüfusu : 1040
Not : bu inceleme 1974 yılında yapılmıştır, içerdiği bilgiler o tarihe kadar olan bilgilerdir.

